Çocuğun minnettar bakışlarını yüzümde hissedebiliyordum ancak iki gün kelimesi garibime gitti. Rehbere dönerek ne zamandır burada olduğumu sordum. Adam " bu üçüncü gün , iki dündür komadaydınız " dedi. Doktorlar bir ara uyanamayacağınızı düşündüler. Dün gece ise iyileşme belirtileri gösterince size buraya aldılar. Rehbere her şeyi baştan sona anlatmasını istedim çünkü hiçbir şeyi hatırlamıyordum. Rehber ; parkta bulunan Ulucami’yi Alman turist kafilesine gezdirdikten sonra grubu serbest dolaşmaları için yarım saat müsaade vermiş , kendiside otobüse gitmiş. Daha onbeş dakika olmadan gruptan birinin koşarak otobüse geldiğini , çok telaşlı göründüğünü sürekli “çocuk düştü , çocuk düştü” diye tekrarladığını söyledi. Anlattığına göre rehber kafilede olan çocukların birinin düştüğünü zannedere koşarak gelmiş. Bir bakmış ki yerde ben , ne olduğunu anlamamış ama başımdan feci şekilde kan akıyormuş , aceleyle bir ambulans çağırmışlar. Gelen ambulans beni hastaneye götürmüş , turist kafilesi ise otobüsle otellerine götürülmüş.Beni hastaneye bıraktıktan sonra seyahat acentesine telefon edip olayı anlatmış. Rehber aynı zaman da acente sahibinin kardeşiymiş. Tabi onu acenteden biri gelene kadar polis sorgulamış. Acenteden abisi gelince , abisi hastanede kalmış kendisi ise otele gidip olayı daha ayrıntılı öğrenmek için kafileyle konuşmaya gitmiş. Oteldekiler olayı şöyle anlatmışlar;
Genç kalkıp yanımıza geldi ve Peter’in kafasına dokundu , sonra geriye doğru kaskatı biçimde büyük bir gürültüyle düştü , yerdeki parkelerden biri kafasına çok feci çarptı ve kanamaya başladı. Onlar çok korkmuşlar ve hemen onu çağırmışlar. Rehber buraya kadar her şey normal dedi ama asıl beklenmedik olaylar bir gün sonra olmuş , Peter’in iki seneden beri tam olarak kullanamadığı sol eliyle ayağını rahatça kullanmaya başlamış. Aile o gün kafileyle beraber İç Anadolu’ya gideceklerdi ancak bu mucizeyi senin yaptıklarını düşündükleri için gitmediler ve senin iyileşmeni beklemek için aile dostlarıyla burada kaldılar. Ben olayları ağzım açık dinliyorum. Adının Peter olduğunu öğrendiğim çocuk Alman aksanıyla " Allahlı Muhammedli " bir şeyler geveledi. Rehber " bunu ona sen söylemişsin " dedi. Ben yine hiçbir şey hatırlamadığımı tekrarladım. Garibime giden geçmişimi hatırlamasam da Peter’in söylediği o iki kelimeyle uzun zamandır ilgilenmediğimin farkındaydım. Alman baba rehbere bir şeyler söyledi , eline de bir kağıt verdi . Bana Almanca bir şeyler diyerek eşiyle ve arkadaşlarıyla odayı terk etti , Peter elimi sıkarak minnettar bakışlarıyla teşekkür etti. En son adını bilmediğim Peter’in kız kardeşi yanağımdan öperek uzaklaştı. Rehber , Alman babanın tüm hastane masraflarını karşıladığını ve yeni masraflar için ödemeler de yapacağını söylediğini Almanya’daki telefonunu adresini de bıraktığını herhangi bir şey de kendilerini aramasını söylediklerini iletti. Ardından rehber işleri olduğunu söyleyerek acentenin kartını bırakarak gitti. Oda boşaldıktan sonra yaşadığım bu olayları tekrar tarttığımda yüzümde garip bir gülümseme belirdi.