Üçüncü darbe

 

Canım sıkılmış parkta etrafı seyrederek sıkıntımı dağıtmaya çalışıyordum. Gelen turist kafilesi etrafta dolanıyordu , dikkatlice baktığımda Alman oldukları sarı saçları , mavi gözlerinden belli oluyordu. Aile olduğunu tahmin ettiğim dört kişi gruptan ayrı olarak dolaşıyordu. Aslında onları biraz fazla  izleyişim ailenin kızının güzel oluşundandı. Beş on dakika onları seyrettim, ardından beş kişilik bir grup onlara doğru geldi. Dikkatim ilk izlediğim aileden yeni gelen gruba kaydı. Yeni gelen grupta bir çocuk dikkatimi çekti , çocuk ilk başta fazla belli olmayan fiziksel bir özre sahipti. Sanırım sol eli bilekten içeri doğru kıvrık , sol ayağının tabanı ise biraz daha dışarı doğru basıyordu. İçimde garip bir duygu oluştu , buna acıma hissi diyebilirsiniz ama tam o his değildi. Bu zamana kadar  Avrupalıları hep üstün görmemiz sonucu olsa gerek onlardaki her türlü aksaklık garip geliyordu. İçimde birden  o çocuğa gidip dokunmak geldi , ne olacağını hiç bilmiyordum. Sadece kalktım yavaş adımlarla ona yaklaştım. Çocuk önce tedirgin oldu , gruptaki konuşan herkes birden ne oluyoruz havası içinde sustular. Benim  gözlerim çocuğun gözlerine takılmış ayrılmıyordu. Sağ elimi kaldırıp çocuğun kafasının sol tarafına avuç içim gelecek biçimde çok yavaş olarak koydum. Sanki trans halindeydim , ne olmasını beklediğimi bende bilmiyordum.Bu olayın sonunda bir şey olacaktı ama sonucunu kestirmek o an için mümkün değildi. Birkaç cümle kurduğumu hatırlıyorum ama ne dediğimi tam olarak anlamadım , çocuğundan anlamadığından eminim daha sonra ayaklarımın bağı çözülmüş bir ton yük omzumda sanki daha fazla dayanamadım kendimi bırakıverdim . Öylece ağır çekimde yere doğru düştüm tabi ben farkında değilim , uyandığımda başım yere fazla vurmuş olacak sanki biri çekiçle vurulmuş gibi ağrı yordu. Elimi hafifçe götürdüğümde bandajlı olduğunu anladım. Gözümü hafif araladığımda hastanede olduğumu gördüm . Yanımda birisi vardı , tam ayılamamış olacağım kız bir şeyler söylüyordu ama hiçbirini anlamadım sonra odadan dışarı fırladı . Tekrar içeri girdiğinde yanında bir sürü insan vardı . Bilincim yavaş yavaş yerine geldiği için gelenlerin Türk olamadığını ancak anladım , yanlarında Türk olduğu belli siyah saçlı biri vardı . O yanıma doğru geldi. İyi olup olmadığımı sordu , bende  iyi olduğumu söyledim. Odakilerin bakışları çok garipti , bakışları yatan bir hastadan başka  uzaktaki birine bakıyor gibiydi. İşin tuhafı ben niye orda olduğumu hatırlamıyordum. Aslını soracak olursanız kim olduğumu da hatırladığım söylenemez.  Hafızam da sadece az önceki uyanışım vardı , gerisi büyük beyaz bir boşluk. Adama ne olduğunu sordum , tabi odadakiler kendi aralarında konuşuyorlardı ancak tek kelime anlamıyordum , konuştukları dil Almanca  olmalıydı. Daha sonradan rehber olduğunu öğrendiğim adam , bana başucumda duran çocuğu ve onun arkasındaki ailesini gösterdi. Uyandığımda  yanımda gördüğüm kızda o ailedendi. Adam ailenin bana teşekkür etmek istediğini söyledi ,ben  ne olduğunu hala anlamış değilim , Alman bir şeyler söylüyordu . Rehberde tercümesini yapıyordu. Alman ne kadar teşekkür etse az olduğundan  bahsediyordu.Teşekkürlerinin ardından bana bir olaydan bahsetti . Yanında duran çocuğu göstererek ,oğlu olduğunu tahmin ettim, çocuk 13 yaşındayken ailecek geçirdikleri bir trafik kazasında çocuk beynin sol tarafından aldığı darbe sonucu kısmi felç geçirmiş ve o günden beri sol elinin  ve ayağının fonksiyonları tam olarak yerine getiremiyormuş, cümlesini “sana çok teşekkür ederim ne yaptıysan oğlum şu an çok iyi elini ve ayağını iki günden beri çok rahat kullanabiliyor” diye bitirdi.

2.Bölüm  ==>>

Anasayfa